İdare Hukuku

İdare hukuku, 18. yüzyılda “Amerikan Virginia Haklar Bildirgesi” ve “Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi” ile insan haklarının gelişmesi ve buna bağlı olarak polis devletinden hukuk devletine geçişe paralel olarak gelişip değişmiştir.

Modern devlet anlayışında idarenin hedefi, insan haklarının gelişimi ve bireylerin huzur ve mutluluğu olmuştur. Buna bağlı olarak idarenin sahip olduğu kamu gücünün hukuka uygun kullanılması, eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun sağlanması, kısaca bireylerin idareye karşı korunması idare hukukunun temel konusu haline gelmiştir.

Dar anlamda ise; İdari teşkilata, personeline, faaliyetlerine ve denetimine uygulanan hukuku ifade etmektedir. İdare hukukundan kaynaklı sorun ve uyuşmazlıklar idare ve vergi mahkemelerinde görülmektedir. Ancak gerek tabi olduğu yargılama usulünün farklılığı gerek yeni bir hukuk alanı olması nedeniyle gelişen ve değişen yapısını takip etmek son derece zordur.

Ayrıca farklı bir yargılama usulüne tabi olması ve idarenin işlemlerine ve eylemlerine karşı hak düşürücü sürelerin kısalığı uygulamada kişilerin ciddi hak kayıplarına yaşamasına neden olmakta ve bunun telafisi mümkün olmaktadır.

Günümüzde kişiler çoğu zaman karşılaştıkları işlem ve eylem karşısında, idareye karşı herhangi bir şey yapılamayacağını düşünerek hareket etmekte ya da idarenin bir geri adım atmasını beklemektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi idare hukuku, hukuk devletinin bir gereği olarak ortaya çıkmış olup, idarenin keyfi olarak kamu gücünü fertler üzerinde korumasını yasaklayan bir hukuk dalıdır. Bu nedenle herhangi bir idari eylem veya idari işlem ile karşılaşıldığında hiç zaman kaybetmeden idare hukuku alanında çalışan bir avukattan profesyonel yardım alınması gerekmektedir.